Merhabalar…

Eskişehir Valiliği adına çıkarılan “Eski Yeni” dergisi için yaptığımız Hayrettin Karaca ropörtajına blog sayfamda da yer vermek istedim…

Tema Vakfı sosyal sorumluluk açısından insanlara nasıl bir sosyal sorumluluk yüklemektedir? Kuruluş amacından biraz bahseder misiniz?

Tema, Türkiye’nin erozyonla ve toprak kaybıyla meydana gelen sorunları halletmek için kurulmuş, toprakların verimli kılınmasıyla beraber sosyal sorunları çözeceğimize inandığımız bir davayı başlattık. İnanıyoruz ki topraklar verimli olmaya başlarsa, kişi doğduğu, büyüdüğü yerde mutlu etmenin, doğduğu büyüdüğü yerde yaşatmanın imkânını yakalarız. Benim 40’lı yıllardan beri kulağım sağır olmuştur.

Kalkınma köyden başlar, kalkınma köyden başlar ama başlatılamamıştır. Eğer bu kalkınmayı köyden başlayacak olan imkânı yaratabilseydik bugün göçü önlerdik, göçün getirdiği maliyeti önlerdik. Kırsalda yaşayan kişinin toplumsal maliyeti 1 ise aynı kişi kente geldiğinde 5 oluyor. Şimdi o vakit toplum barışında toprak bir temel oluyor. Aç insanlarla sen Türkiye’deki barışı kuramazsın. Demek ki nasıl doyacak o, toprağın bereketli olması toprağın güç kaybetmemesiyle kurulacak olan bir sistemin Türkiye’de sağlık bir sosyal yapıyı oluşturacağına dair hiçbir şüphemiz yoktur. Toplumsal barış toprakla gerçekleşir.

n

Size göre Tema Vakfı’nın temel değerlerinden olan gönüllülük ilkesi bireylerin kişisel gelişimlerinde nasıl bir önem taşımaktadır?

Kurduğumuz gün Tema Vakfı’nın bu düzeye geleceğine dair bize soru sorsalardı bunu söyleyemezdik. İşte hiçbir menfaati olmadan, hiçbir çıkarı olmadan ülkemde Tema Vakfı’na destek verenler bugün inanılmaz bir düzeye gelmiştir. Araştırmalar Kızılay’dan sonra en güvenilir, en çok ülkeye ve hizmete kendini adamış olan Tema Vakfı’ diye düşünüyorlar. Türk toplumunun %56 ‘sı Tema Vakfı’nın bir hizmet yaptığı kanısında. Demek ki bu bir gönüllülük sonucudur. Bunlar para almazlar, bunlara bir

mevkii verilmez, bunların bir rütbeleri yoktur. Ama gönüllüdür.Tema Vakfı gönüllülerden ibaret bir harekettir.

Günümüzün modern şehirleri gün geçtikçe neden yeşile daha çok abancılaşmaktadır?

Ülkemde olduğu gibi dünyada da böyledir. Kentler kendi geleceklerini tahrip etmek için şartlanmışlardır. Dünyada gıda artık eskisi gibi kentin etrafındaki tarım alanlarından gelmez.Amerika’daki bir toplumun yiyeceği 4500 kilometreden geliyor. Nakliyatı var, içine katkı malzemesi koyulacak ki dayansın, ambalaj yapılacak ki oraya kadar gelsin, soğuk havada soğuk tutulacak ki kullanılabilsin. Bunların hepsinin bir enerjiye ihtiyacı var. Ama bugün şehir plancıları bu işin farkında değiller. Bugün İstanbul genişleyecektir; bir yandan Gebze’ye kadar, bir yandan Çatalca’ya kadar. İstanbul Belediyesi bugün plan yapmaktadır. Şehir planı yapanlara vermiştir bunu. Bunlar üniversitede tahsil görürler, şehir planlayıcısıdır bunlar. Ama bundan haberleri yoktur. Nasıl şehrin etrafına yeşil kavşak bir hedef ise, şehrin etrafında o şehre yetecek olan bir tarım alanının mevcudiyeti lazımdır ki, binlerce kilometreden

gelmesin. Ama bunu Türkiye’de bugüne kadar akıl etmiş bir şehir planlayıcısına, mimarına rastlamadım. Demek ki mektepte bunları okutmuyorlar.

Sanayileşme, tüketim kültürü, modern yaşam dünyanın doğal dengesini ileride nasıl etkileyecek?

İlerisi kalmadı. Bugün küresel ekonomi kendine hayat veren doğal sistemi, doğal ekosistemi mahvetmek için şartlanmıştır. Çünkü kendine hayat veren doğal varlıkları bitirinceye kadar büyümek zorundadır. Durursa hasta olur bugün olduğu gibi.

Çevre bilincinin ülkemizde durumunu nasıl görüyorsunuz? Eski kuşak ile yeni kuşak arasındaki çevre bilincini kıyaslayabilir misiniz?

Çevre bilinci Türkiye’de çok hızla gelişmektedir. Eski kuşak ve yeni kuşak diye ayırmayalım. Bugün toplumun büyük bir bölümü çevre sorunlarına sahip çıkmaktadır. Ama yalnız Türkiye’yi idare edenlere söz geçirememektedirler. Ama bunun en önemlisi bugünkü çevre sorunları bakımından enerjimiz Yavru Tema’dır. Pırlanta gibi, canavar gibi çocuklarımız geliyor.

Okullarımızda çevre sevgisiyle alakalı verilen eğitimin yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Eğitimin yeteri yoktur. Bitmez. Bilgilenmenin sonu yoktur. Ama bugün Tema Yavru Temalarını izledik. Onların bilincine şahit olduk. Ülkenin sorunlarına ortak olmak bunu bir yere bırakın, ülke sevgisi vatan sevgisi bakımından gidin onları görün.

Eskişehir halkının Tema Vakfı İl Temsilciliği’ne olan ilgisi ve desteği hakkında görüşlerinizi alabilir miyiz?

Türkiye’de Tema Vakfı’nın yaklaşık 560 ilçede temsilcisi bulunmaktadır. Bunların içinde en önde gelenlerden birisi de Eskişehir İl Temsilciliği’dir. Ve bunu biz Halil Bey’e borçluyuz. Halil Bey’in eğitime ne kadar önem verdiğine şahidiz. HalilBey ve arkadaşlarına borçluyuz Eskişehir’deki Tema Vakfı’nın başarısını. Eskişehir İl Temsilciliğinde 2 eğitmenle buraya gelen gönüllülerimizi eğitiyorlar. Bunların getirdiği, bunların sağladığı bilinçli bir tepki olmalı. Tema Temsilcileri arasında Eskişehir’in kaçıncı olduğunu söyleyemem ama ilk 5’in içinde olduğunu biliyorum.

hayret

Eskişehir’deki ağaçlandırma faaliyetlerinin artırılabilmesi için neler yapılabilir?

Şehir ağaçlandırması da önemli bir şeydir ama doğadaki ağaçlandırma için mutlaka orda olan dikilmelidir. Meşe ile çam, çam yerine meşe dikilmemelidir. Eğer orada ıhlamur varsa ıhlamur, kestane varsa kestane, bütün karışıksa kestanesiyle, meşesiyle beraber orda ekosisteme uygun olarak ağaçlandırılırsa bir hizmet olur. Eğer eline gelen çam dikerse orda çam varsa doğru ama hangi çam, kızılçam mı, karaçam mı? Ama biz meşeleri kesip meşeliklere çam dikiyoruz. Bu büyükbir cinayettir. Doğa ekosunu tahrip etmektir. Bu da tabii bu işi bilenlerin toplumu bilgilendirmesi olacak. Tema Vakfı’ndaki arkadaşlarımız da bu noktada görev almışlardır. Yeteri kadar bilgilendirmeye gayret ediyorlar.

Ropörtaj: Selim ÖZENÇ